Anasayfa | Basında | İletişim | Üye Ol | Giriş | Haber Gönder

REKLAM

KULLANICI MENÜSÜ

Giris yapin

Sevgiyi kaybettik!

Yazar: Mehmet Sarial Kategori: Öğrencilere Tarih: 16 Temmuz 2010 Yorum: 0

yazarfoto812914122010.gif2 266x200 Sevgiyi kaybettik!Sevmek… canlılar, can taşıyan yaratılmışlar arasındaki en güçlü bağ. Aşk ise sevginin ötesinde bir kavram. Aşkta fedakârlık vardır, karşılık beklenilmez.
Her insanda sevgi duygusu vardır. İnsan, ağaçlan sever, hayvanları sever, denizi, dağlan, gezmeyi, yemeyi vs. sever. İnsan insanı da elbette sever. Sevgi hoşgörü demektir. Sevgi bağışlamayı bilmektir. Sevgi emektir.
Bir işi severek yapmak, o işte verimi daha çok artırır. Sevmeden zoraki yapılan işlerde verim elde edemezsiniz. Bu sebeple her insan sevdiği işi yapmalıdır. Bazı insanların işlerine giderken büyük bir heyecan duyduklarını: görürüz. Bazı insanların ayaklan da geri geri gider. İş yapmak istemezler. -. Bütün bunlar sevgiyle ilişkilidir.
Çocuklara sorarız; “Hanginizin annesinin yemekleri daha lezzetlidir?” Hepsinin “Benim annemin,” dediğini görürüz. Çünkü bir anne yemek yaparken içine sadece yemekle ilgili malzemeleri katmaz. Bir tutam da sevgi katar. Sevgiyle yemek yapmaya başlar. Evi için, çocukları için. Bu yüzden her annenin yaptığı yemekler, çocuklarına lezzetli gelir.
Anne sevgisi, riyasız, katıksız, gerçek sevgi. Hiç kimsenin sevgisine benzemez onun sevgisi. Onun sevgisinde karşılık yoktur. Fedakârlık vardır. Aşktır o. Annenin çocuklarına duyduğu aşkı bir başka insanda göremezsiniz.
Hz. Muhammet (s.a.v.) sahabelerle bir yere giderken, yolda ölmüş, etrafa pis kokular saçan bir köpek leşiyle karşılaşır. Sahabelerden bazıları elleriyle burunlarım kapatarak, yüzlerini buruştururlar. İçlerinden bazıları, “Ne kadar iğrenç, ne kadar kötü kokuyor” diyerek oradan hızla uzaklaşmaya
çalışırken, bunu gören Hz. Muhammet (s.a.v.) köpek ölüsüne bakar ve “Dişleri ne kadar güzelmiş” der.
Çirkinde bile güzellik aramak, insanın görevi bu olmalı. Baktığımız her şeyde güzellik görmek istersek, mutlaka görürüz. Ama kusur arayacak olursak, doğumları, güzellikleri bile kusur olarak görürüz. “Yaratılmışları yaratanda ötürü sevmek” bu olmalı.
Sevmek, kusur aramamaktır. Başkalarının kusur olarak gördüklerim eğer sevmişseniz, farklılık, güzellik olarak görürsünüz,
Türk Milletini, ayakta tutan sevgidir. Anne-baba, evlat sevgisi, vatan-millet sevgisi, bayrak sevgisi. Son dönemlerde “Vatan, millet, Sakarya” diyerek sevgiyle bağlı olduğumuz değerleri de ellerimizle yok etme gayretine girdik.
Maddeyi, çok kazanmayı, parayı bütün değerlerimizin üzerine koyduk. Elbette çok çalışacağız, çok kazanacağız. Milletimizin bütün fertleri refah içerisinde yaşamalı. Ancak insanı insan yapan manevi değerlerimizi de asla ihmal etmemeliyiz.
Sevgi, güveni ve paylaşmayı da beraberinde getirir. Sevgisiz topluluklar, güven duygularım da kaybederler ve sadece kendileri için yaşarlar.
Gençlik yıllarımızda gençlerin birbirlerini sevdiklerini görürdük. Elleri, ayakları titrerdi, konuşmada zorluk çekerlerdi. Hele hele el ele tutuşsalar, elleri sırılsıklam terlerdi. Ağaçlara kalpler çizerler, üzerlerine isimlerinin baş harflerini yazarlar, kalbin ortasından da bir ok geçirirlerdi. Aman Allah’ım ne müthiş ‘bir’ duygu. Böyle bir duyguyu başka hiçbir millette göremezsiniz.
Bizde bir de gönül vardır. Sahi bu gönül nedir? İnsan vücudunu neresindedir? Yüreğinde mi, beyninde mi, göğüs kafesinde mi? Bilen var mı?
Gönül veririz, gönül koyarız, gönlünü al deriz, gönülsüz deriz. Senin benim gönlümdeki yeri farklı deriz. Bu tabirler Türk Milletinden başka hiçbir millette yoktur.
Gönlümüze ateş düştü. Neresi bu gönül? Gönlümüz sevdalanır. Bu sevda da ne ki?
Bütün bu duygularımızı kaybettik. Aşk sözü televolelerde farklılaştı. Aşk vazgeçmemektir. Aşk ölmez. Vazgeçilen şey de aşk olmaz. Böylesine güzel kelimeleri, sözleri, kavramları basitleştirdik, çirkinleştirdik.
Dost! Kültürümüzde çok önemli yeri olan bir kavram.
Bakıyorsunuz, her insanın yüzlerce dostu var. Ne gariptir ki hep dost dediklerinin yanlışları ve yaptıkları yüzünden sıkıntıya düşüyorlar.
Dost, sıkıntı veren değil, sıkıntı alandır. Dost, dostu için her türlü fedakârlığı yapan, kendisini gerektiğinde feda edebilen insandır.
Dünyada insan eğer tek dostum var diyebiliyorsa kendisini mutlu saymalıdır.
Sevmek normal insanların işidir. Daha çok insani bir duygudur. Sevmeyi bilmeyen insan normal değildir.
Sevmek, sevilenin varlığında yaşayabilmek için kendi hayatına son vermektir.
Sevdiği için sevdiğinin varlığında yaşamak, sevdiğinin mutluluğunda mutlu olmak, onun hüzün
:ve kederini paylaşmak, onunla ağlayıp, onunla gülmektir.
Türk toplumu olarak kaybetmeye başladığımız sevgi ortamını yeniden canlandırmak, yeniden sevgimize, sevdamıza sahip çıkmak zamanıdır. Yemden desen desen halılarımızı, kilimlerimizi sevgiyle dokumalıyız. Kanaviçelerde gözyaşı, yastıklarımızda tebessüm, çoraplarımızda nakış olmalı sevgi.
Modern çağda halılar, kilimler bile anlamsız şekillerle ruhsuz ve sevgiden yoksun. Makineleşmenin getirdiği, götürdüğü sevdalarımızı yine hak tezgâhlarında nakış nakış dokumalıyız. Türkülerimizle, şarkılarımızla haykırmalıyız.
Tarih boyunca çok büyük badireler atlatan bu millet eğer hala ayakta duruyorsa, sebebi içimizdeki bitmez tükenmez sevgi pınarlarıdır.
Sevgi pınarlarımızı kurutmayalım. Kurutmaya çalışanları sevgiyle sevda bahçemize dâhil edelim.
Sevgiyi bilmeyen, sevginin gücüne inanmayan insanlar, kendisi dahil hiç kimseye faydası olmayan parazitlerdir.
Yaratana dua ederken “Allah’ım sev beni.” veya “Allah’ım bana merhamet et” diyoruz. Merhametin, vicdanın kaynağı sevgidir, akıldır. Akıllı insan sever. Aklı olmayanlarsa iyilikle kötülüğü, doğru ile yanlışı, sevgi ile nefreti bilmezler.
Fuzuli’nin dediği gibi; “Her ne var ise aşk imiş âlemde.”


RSS Yayını! Facebook' ta Paylaş! FriendFeed' de Paylaş! Twitter' da Paylaş! Delicious' a Kaydet! Digg' e Kaydet! Mixx' e Kaydet! Reddit' e Kaydet! StumbleUpon' a Kaydet! Technorati' de Favorilerine Ekle!
236 kez okunmuş.

Yorumlar